29 Kasım 2010 Pazartesi

ARTER'DEN İKİNCİ SERGİ


İlk sergisile sanat piyasasına bomba gibi giren Arter’den ismindende anlaşılıcağı gibi ikinci sergisi gelmiş açılmış izlenilmeyi bekliyor durumda. 27 Kasım sanatçılara özel açılışının ardından 28 Kasım itibari ile halka açılışını gerçekleştirmiş bulunuyor. Küratörlüğünü Emre Baykal’ın yapmış olduğu “İkinci Sergi” adındaki sayısal referans, bir sanat kurumunun sanatsal etkinlik programı içindeki ardışıklığı, ve sayma eylemindeki devamlılıkta olduğu gibi, kurumsal bir sürekliliği hatırlatmak istiyor.
Sanatçıları ise;
 .-_-.
Halil Altındere
Burak Arıkan
Volkan Aslan
Vahap Avşar
Banu Cennetoğlu – Yasemin Özcan Kaya
Ayşe Erkmen
Hafriyat:
Murat Akagündüz,
Antonio Cosentino,
extramücadele,
İnci Furni,
Mustafa Pancar.
Ali Kazma
Aydan Murtezaoğlu – Bülent Şangar
Ahmet Öğüt
İz Öztat
Cengiz Tekin
Canan Tolon

İzlenilmesi, görülmesi, gösterilmesi gerek...

18 Kasım 2010 Perşembe

BİR FANZİNDE BİZDEN OLSUN ....

Artık fanzin olayına da el atmak için kolları sıvadık. 100 numara sanat atölyemizden sevgilerle el emegimizin farklı bir yaratımı olarak sizlerle bulusucak yakında pek çok yakında. Şu bayram ziyafetini atlatalım geliyor.

100 numara mı dediğinizi duyar gibi oluyorum =)

Evet 100 numara Sanat Atölyesi


Fransızlardan evrimleşerek lugatımıza karışmış tuvaletin bir diğer adı 100 numara.

Öncelikle neden atölyemizin adı 100 numara onu açıklıyayım. Okulumuzda yer problemi nedeni ile artık erkekler tuvaleti biz 4. sınıf öğrencilerinin üretim mekanı olarak bir kızlar topluluğu olan Barasinga =) ya mâl edilen bir mekan olarak hayat bulmuş bulunuyor. Hayata dönüşen bu atölye feminist kokularıyla da hayat buldu ve bulmayada devam etmesini ümid ediyoruz.

Bir çok yanıyla aykırı olan atölyemiz başta seramiğin baglamlarına ters düşen hareketleriyle varlığına başladı. Endüstiyel seramik olarak var olan tuvalet mekanı artık sanatsal seramik mekanı olarak endüstriyelleşmeye karşı olmuş bulunuyor.

 Bölümümüzde artık bir erkekler tuvaleti yok. Bir elin on parmağını geçmeyecek sayıdaki erkekler topluluğunun kendilerine ait olan tek mekan tuvaletleride yok yani artık. 100 numara Sanat Atölyemizin de başta tek erkek ziyaretçisi sevgili hocamız İnsel İnal’dır. Bakalım nasıl olucak.



Kızlar topluluğu Barasinga.

Barasinga nesli tükenen bir geyik türü. Bizim geyiklerimizin, hoş sohbetimiz de nesli tükenen cinsten =)

Gelelim Fanzineeeeee =)

100 Numara Sanat Atölyemizin şahane açılışından sonra düşündük taşındık, taşındık kaşındık ve fanzin yapalım herkez duysun sesimizi dedik. Bekleyin yakında geliyoooor… Beyin fırtınası denizimizden taze çıkmış sıcak sıcak canlı canlı hemde =))))

 Atölyemizin açılış partisinden bir kaç kare =)

UMUT

Yapılan seramik form insanların içerisindeki beklentileri simgelemekte ve tüm topluma hitap etmekte insanların içerisindeki umut ışığının zamanla yok olmasını anlatmakta. Friedrich Wilhelm Nietzsch’nin de söylediği gibi “Umut en son kötülüktür.”  Sözünden yola çıklarak yapılmıştır.

29 Ağustos 2010 Pazar

ARTER’den sevgilerle STARTER

Küratörlüğünü Renê Block’un yapmış olduğu Starter sergisini gezdiğimde kendimi harika hissettim çünkü bittiğini düşündüğüm sergi aslında hiç de bitmiş gibi durmuyodu. Süperdi sergi ancak ters giden birşeyler vardı farklı düşünce tarzlarıyla farklı dertlerle üretilmiş bir ton iş bir mekan içerisinde ayrı tellerden çalarken yanyana duruyolar. Serginin bir manifestosu yok . Her eserin ayrı bir hikayesi var sergiyi anlamak için bir rehbere ihtiyaç var. Sergi kataloğundaysa kısaca acıklanmış anlaması güç bırakılmış eserler.Bir yığın ünlü sanatçıların eserleriyle dolu bir sergi herşey tamam, mekan güzel, işler anlarsan güzel, Gel, gör, anla. Ama anlaya bilirsen hesabı herşey.

GÖÇ- DEĞİŞİM

İnsanlar her daim bir göç yaşarlar. Psikolojik olsun, dış dünyalarında olsun, çevrelerinde, içlerinde, konuşmalarında, giyimlerinde her şekilde bir evrim bir değişim yaşamlarının içerisindedir. Bir toplulukta meydana gelen kültürel değişmeyi söyle tarif edebilirim; Keşif, icad, çeşitlenme veya difüzyon yoluyla, maddi veya manevi kültür alanında, serbest veya güdümlü bir tarzda mevcut kültür ünite veya komplekslerine ek olarak veya onlardan birinin yerini alacak şekilde çizgisel veya ritmik ve devrî tarzda meydana çıkıp, kültürel bünyeyi etkileyen sürece kültürel değişme denir. Kültür rastlantılarla bir araya gelmiş örfler, adetler yığını, başka bir değişle gelişi güzel toplanmış bir takım kültür ünite ve kompleksleri tarafından meydana getirilmiş bir bütün değildir. Her bir parçanın bir fonksiyonu ve diğer parçalarla ilişkisi vardır. Tüm parçaların fonksiyonu birleşirler ve sonuçta tek bir vücut olarak kültürün fonksiyonel bütünlüğünü meydana getirirler. Kültürü, çeşitli büyüklüklerde, değişik alanlardan oluşmuş ve çeşitli noktalardaki kuvvet merkezlerinden aldıkları değişik hareketlerle işleyen dişli çarklar sistemi olarak düşünebiliriz. Bütün bu sistem işlediği zaman bir fonksiyon yapacaktır. Toplam fonksiyonun meydana gelmesi için her bir dişli çarkın kendine ait fonksiyonun gerçekleştirmesi lazımdır. Bir fonksiyonel bütünü ifade eden bu dişli çarklar sisteminde toplam fonksiyonunu oluşturması için nasıl bütün çarkların aynı yönde, aynı hızla ve aynı derecede hayatî önem taşıyarak işlem gördükleri düşünülemezse, kültürün fonksiyonel bir bütün olduğu söylendiği zaman da, bütün parçalarının mutlak anlamda uyumlu ve çatışan ünitelerin mevcut olmadığıda söylenemez. Kültür üniteleri arasında birbiriyle çatışan, çelişkide olan kısımlar vardır. Bu çelişki ve çatışma kültürde değişmeyi sağlar. Değişme ise kültürün her ünitesinde aynı hızla gerçekleşmez. Kuşkusuz sistemin çalışmasının doğal sonucu olarak çarklar birbirinden farklı sürelerde olmakla beraber aşınacaklardır. Sitemin işleyebilmesi için eskiyenleri değiştirmek, yenilerin ya onların yerine koymak, ya başka bir yere ilave etmek, yada sistemin işleyişine tesir etmiyorsa ve artık onun varlığına lüzum kalmamışsa sistemin içinden çıkarıp atmak gerekecektir. Kısaca kültür fonksiyonel bir bütündür. Bu fonksiyonel bütünün bünyesinde çatışan kısımlar mevcuttur. Değişme daima olagelmektedir. Her kısımda değişmenin aynı hızda olmaması bile bünyede ahenksizlik yaratacağından, kültürde sonsuz bir uyumun varlığından söz etmek yanlış olacaktır. Benimde "Göç" kavramında anlatmak istediğim bu değişim sürecidir.

21 Haziran 2010 Pazartesi

İSTANBUL MODERN SANAT MÜZESİ

İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nın kurucusu Dr. Nejat F. Eczacıbaşı, İstanbul’da daimi bir modern sanat müzesi kurmak üzere 1997 yılında harekete geçtimiş. 2001 yılında 8. İstanbul Bienali’nin, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Akademisi'nin yanında yer alan dört numaralı gümrük antreposunu ana mekânı olarak kullanmasının ardından mekanın bu İstanbul Modern Sanat Müzesi mekanı olmaya en müsayit yer olduğu kanısına vardıktan sonra. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan alanın daimi olarak kullanılmasını onayladıktan sonra, müze projesinin önündeki ana engel kalkmış oldu. T.C. Denizcilik İşletmeleri için kuru yük antreposu olarak inşa edilmiş olan 8000 m2’lik bina, modern bir müzeye dönüştürülmek üzere harekete geçilmiş. İsatanbul Modern müzesi, İstanbul Boğazı'nın Haliç’i çevreleyen bölgesinde, binlerce yıl boyunca doğal bir liman işlevi görerek kenti, dünya üzerindeki diğer ticaret ve kültür merkezleriyle birleştiren.13. Yüzyıl’dan bu yana, çeşitli Latin kolonileri bu bölgede liman kurmaya özendiren Avrupa’dan gelen gemilerin ana limanı haline gelmiş olan önemli bir yerde konumlanmış Avrupa’dan Asya’ya kaşı bakan önemli bir yerde konumlanmıştır. İstanbul Modern Sanat Müzesi, Türkiye’nin sanatsal düşünce tarzını, zekasını ve bakış açısını kitlelere ulaştırmayı ve kültürel kimliğini uluslararası sanat çevresiyle paylaşmayı amaçlayan, disiplinlerarası bir çok aktiviteye ev sahipliği yapan bir çağdaş sanat müzedir.İstanbul Modern bir çok sanat etkinliğine ev sahipliği yapmakta 7’den 70’ e derler ya o misal çocuklar içinde sanat etkinlikleri düzenlenmekte yetişkinler içinde. Müze kendi bünyesinde görülmeye değer bir koleksiyon barındırmasının yanı sıra sürekli olarak değişen sergilerle de izleyicisinin ilgisini düşürmüyor. Şuanda müze içerisinde PASLI SON, “YOL”A ÇIKMAK ve GELENEKTEN ÇAĞDAŞA Modern Türk Sanatında Kültürel Bellek sergileri yer alıyor aynı zamanda AKLA DÖNÜŞ başlığı altında 8video gösterimi, mayıs ayı sonuna kadar da 6 film gösterimi sergilenmekte olucak. Müzedeki Levent Çalıkoğlunun küratörlüğünü yapmış olduğu GELENEKTEN ÇAĞDAŞA Modern Türk Sanatında Kültürel Bellek sergisi bize geçmişten bugüne Türk sanatının çağdaş sanat ile geleneksel sanat arasındaki geçişi gözler önüne seriyor. Enes Özendes’in küratörlüğünü yapmış olduğu “YOL”A ÇIKMAK sergisindeyse Murat Germen’in yaşamının ona hissettirdiklerini, deneyimlerini, yoldan “yola çıkarak”, yol imgesi ile bağdaştırıp aktarıyor. Yine Enes Özendes’in küratörlüğünü yapmış olduğu PASLI SON sergisi ise bize geçmişimiz ile bugünüzü düşündürtüyor araba mezarlığında Thomas Radbruch’un çekmiş olduğu ustaca fotograflarla zaman içerisinde değişimi bitti sanılanların aslında yeni birer başlangıç olduğunun farkına varmamızı sağlıyor. AKLA DÖNÜŞ video gösterimlerinde ise Man Ray’in 1923 tarihli Le retour à la raison adlı videosundan almakta. Bu gösterim akıl ve dolayısıyla onun olmayışı konusunu; erken dönem gerçeküstü filmlerin belirgin biçimde farklı mantığını; insani konularda kimliğin üstün konumunu; Tanrı vergisi gibi kabul edilen, kişinin kendi kültürünü ve nüfuzunu askerî yöntemlerle dayatma hakkı olarak “aklı” ele almakta. Kısacası her daim takip edilicek sürekli olarak ziyaret edilip görülücek ve takip edilicek bir mekan İsranbul Modern Sanatlar Müzesi.